Bacım

Bacım

sen beni tanımazsın bacım, adımı bilmezsin
ben seni ufku saran yanık sesinden tanırım
bilirim ne yaşam sana güler, ne sen yaşama gülersin
ben seni benimkine benzeyen umutsuzluğundan tanırım

yaz günü güneş tarlada yakar kavurur seni
tanırım balta, orak tutmaktan nasırlaşmış elini
düğününde görmesem de üstünde beyaz gelinliğini
ben seni yüreğini saran beyazlıktan tanırım

bir gün bir çift öküz parasına satılır umutların
ve bir tavuk parasına dikilir kırmızı duvağın
iki damla gözyaşı dökülür gözlerinden, tutamadığın
ben seni at üstünde dönüp dönüp bakışından tanırım

belki de ilk görüşün gerdek gecesi kocanı
yaşam onun da ardında belirlemiş sıranı
ne kimse anlar seni ne sararlar yaranı
ben seni sofrada değişmeyen yerinden tanırım

çocukların olur peş peşe sayısı bilinmez
kocan ekmek kavgasındadır gurbetten gelmez
yediğin her öğün bulgur pilavıyla pekmez
ben seni yüzyıllardır süren ezilmişliğinden tanırım.

Dursun Yüksek 1980-İSTANBUL