Mektup

Mektup

Postrestant

Çekiliyor güneşin kızıl ışığı.
Dikkatle bakıyor son yabanıl vaşak
bizim göremediğimiz bir şeye.
Çekiliyor doruklardan kar.
Teleferiğin devinimsiz kabinleri
çekiliyor unutkanlığa doğru,
çekilip gidiyor.
Kovulmuş bir düş gibi.
Umarsız bir umut gibi.
Çekilip gidiyor çağ.
Çekilip gidiyor mutluluk...
Bir tek ben kalıyorum sanki.

Sana bir daha yazar mıyım bilmiyorum
Seni bir daha görür müyüm, onu da.
Ama biliyorum olanağı yok seni unutmanın
yaşamımın sonuna dek,
ondan sonra da belki.

Anahtarlarını unutacağım yokluk kapısının.
Gözlüğümü unutup göremez hale geleceğim.
Arayacağım kana bulanmış parmaklarla seni,
ama neye dokunursam
küle dönüşecek her şey.
Unutacağım adını senin.
Unutacağım soluk alıp vermeyi.
Senin sevecenliğin akacak zaman yerine.
Ve yalnızca senin fısıltın, kulağında
karanlığın...

Peki!
Duydum.
Hoşçakal!
Hoşçakal!
Hoşçakal!
Hoşçakal!

Hangi köle pazarında satın aldın beni
ve unuttun, azat etmeden?
Sıkı sıkı neyi tutuyorum kırık yüreğimde?
Bilsem bile
söylemem artık sana

Lubomir Levçev

Türkçesi: Kemal Özer - Gülşah Özer